Anasayfa | Arsiv | Profilim | Rss | E-Mail
MENÜLER

Hakkımda

KIRILGAN bir çocuğum ben. Yüreğim cam kırığı, Bütün duygulardan önce Öğrendim ayrılığı, Saldırgan diyorlar bana. Oysa kırılganım ben. Gözyaşlarım mücevher, Saklıyorum herkesten. Ürküyorlar gözümdeki ateşten. Ürküyorlar dilimdeki zehirden. Ürküyorlar o dur durak bilmeyen gözü kara cesaretimden. Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum, Bir yanı çılgın dağ doruğu. Oysa böyle yapmasam ben, Nasıl korurum içimdeki çocuğu? Bir yanım çılgın nar ağacı, Bir yanım buz sarayı.
Son Yazılarım

Kategorilerim

Son Yorumlar

Arama

Arkadaşlarım


Filistanbul

 

13/1/2007 -

Kategori: siir

AYRILIK SALGIN BİR HASTALIK GİBİ DOLAŞIYORDU ŞEHİRDE...

 

Ben hayatımı yazarak ve konuşarak kazandığımı sanırdım. Meğer değilmiş.

Aradığında, kalbim biraz daha yavaş ve biraz daha uzun aralıklarla atsaydı, ben de seninle biraz daha hızlı ve biraz daha uzun konuşabilirdim.

 

Söylediklerin karşısında kurduğum cümleler ve kelimeler arasında bıraktığım boşlukları kalbimin atışları dolduruyordu. Ama sen bunları duymuyordun. Kelimeler ve cümleler karşısında kurduğum krallığın, nasıl birkaç saniye içinde yıkıldığını, normal bir zamanımda karşımda köle olan kelimelerin nasıl bana isyan ettiğini, sesini duyduğumda gördüm.

 

Meğer hepsi boş bir krallıkmış. İhtiyacım olduğunda hepsi çekip gittiler. Bir harf bile bırakmadılar bana. Arkamı dönüp baktığımda, sensizlikten kalan boşluk gibi bomboştu.

 

Durdum durdum durdum. Sen konuşuyordun. Sesini duyuyor, susuyor ve duruyordum. Cümlelere karşı kaybettiğim savaşı, senin sesini duydukça her saniye biraz daha idrak ediyordum...

 

Yenildim, senden önce kralı olduğumu düşündüğüm kelimelerin nasıl kölesi olduğumu gördüm. Kumdanmış kalelerim sesin karşısında yıkıldı gitti, buzdan bir krallıkmış uygarlığım, adının güneşiyle eridi bitti.

 

 

Ayrılık bir salgın hastalık gibi dolaşıyordu bu şehirde. En büyük, en güçlü aşklar bile parçalanıp gidiyordu bu vebada... Bizim de vitaminlerimizin yetmediği, bu salgın hastalığa tutularak ayrıldığımız günleri düşündüm, sen konuştukça. Kader demiştim o günlerde. Kelimenin en çok kullanılan kötü anlamıyla “kaderdi” işte...

 

Kader kelimesinin hep olumsuz bir anlamı olduğunu düşünmüştüm, senin sesini duyduğum güne kadar. Sesin ile beraber Kader kelimesi hayatımda ilk kez olumlu anlamıyla karşıma çıktı. Kader aynı zamanda olumlu bir kelimeymiş, o gün anladım...

 

Şimdi ben yine -yanacağını bile bile ışığa doğru giden kelebekler misali- ışığına doğru gidiyorum,

yanacağımı bile bile...

 

Cihan Yavuz

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/1/2007 -

Kategori: siir

SEN, ALLAH'TAN İSTEYEBİLECEĞİM EN GÜZEL ŞEY'SİN...

 

Sen, Allah’tan isteyebileceğim en güzel şeysin. Sen yıllardır beklediğim, yıllardır içimde taşıdığımsın. Ruhumda sakladığım, içimde eritip kalbime koyduğumsun. Sen, gölgen olabilmek için yıllardır gölgenin izini sürdüğümsün. Sen yıllardır gelmeyensin.Yanımdayken bile bana hasret çektirensin.

 

Bitmeyen bu hasretim içinde ne kadar çok yemin etmiştim sana dair. Kendi kendime ültimatomlar vermiştim. Bir susacaktım bir daha hiç konuşmayacaktım, bir duracaktım tek bir harf bile yazmayacaktı parmaklarım. Göz kapaklarımın içinden resmini silecek, gözlerim seni görmeyen bir tül kapanacaktı. Ne sesini duyacaktım ne ismini hatırlayacaktım. Ama neylersin, insan kendi kaderinin kaptanı olamıyormuş. Bütün kaptanlık iddiasına rağmen deniz seni nereye sürüklerse oraya gidiyormuş. Kaptansız bir kaderle, sana doğru sürüklenen bir denizde, kalbim, beynim, ellerim yine “Allah’tan isteyebileceğim en güzel şey” için mesaide…

 

Cihan Yavuz

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/1/2007 -

Kategori: siir

YALANLAR BİRİKTİRİYORUZ, EN MASUM ANIMIZI KİRLETMEK İÇİN...

 

Nefret biriktiriyoruz yaşamadığımız güzel günlere inat. Kimilerinin pul koleksiyonu, cd film koleksiyonu olur , bizim kin ve öfke koleksiyonumuz. Kimilerini çiçekleri kurutur geçmiş günlerin anısına, biz ayrılıkları kurutuyoruz kötü günlerin hatırına...

 

Nefret ve öfkeden örüyoruz aşkımızın duvarlarını. Küçük küçük intikamlar bırakıyoruz geçtiğimiz yollara, dönerken kaybolmayalım diye.

 

Kötü sözlerimiz var her şey yolunda gittiğinde mükemmellikten endişe duyup sarf ettiğimiz. Özürlerimiz var, fayda etmeyen son pişmanlığın arkasından söyleyeceğimiz.

 

Ayrılıklar taşıyoruz cebimizde, karşılaştığımız her sorunda sığınmak için, kırık kalplerimiz var ayrılık sonrası hep geri döndüğümüz için...

 

Yalanlar biriktiriyoruz en masum anımızı kirletmek için. Kurşunlar saklıyoruz değerini bilmediğimiz hayatı bitirmek için.

 

Cihan Yavuz

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/1/2007 - iyi ki varsın

Kategori: siir

 

insanın yarası nerdeyse

kalbi de orada atarmış

benim kalbim de sende atıyor

çünkü yoksun yanımda

varsın da yanımda yoksun

var oluşun ne güzel

sevgili!

 

İntifada

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/1/2007 - bitti sözler

Kategori: siir

 

Benim artık sana dair kelimelerim bitti, hayatta çözemediğim tek problemim olarak kalacaksın kişisel tarihimde...Ve ben boğazımda yutkunamadığım bir lokma olarak taşıyacağım seni içimde. Sana rağmen nefes almaya çalışacağım, boğazımda bıraktığın küçük boşluktan. Bir yerlerde saklı kalmış gerçeğimi, hiç anlatılmamış hikayemi, ben bekleyen prensesi aramak için yola çıksam da, boğazımda kımıldamayan bir nesne gibi içimde, yağmayan bir bulut gibi üstümde taşıyacağım seni ömür boyu.

 

Yenilmeyi gördüm sende, hayatta ilk kez, mutlu olmasını istediğim bir kıza ve umutlu olmasını istediğim bir ilişkiye karşı kaybetmeyi yaşadım. Kelimelerin sihriyle dünyayı değiştirebileceğimi düşünürken, birkaç kelam fukarası olduğumu hatırlattın. Kendime olan yenilgimi tattırdın bana. Kendime yenildim, kendi ruhuma bedenime, gölgeme...

 

Şimdi susuyorum, sonu belli olmayan bir sürece giriyorum. Ortada dolaşan

bütün hakları sana teslim edip sessizce çekiliyorum hayatından... Ve yine

inanıyorum ortada bir ayrılık varsa ne gidendir yaşayan ne kalan. ortada

bir ayrılık varsa iki cesettir onca yaşanılandan arda kalan...

 

Cihan Yavuz

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->